< Geri

Nefes Alamıyoruz! Ciğerlerimiz Başta Olmak Üzere Her Hücremiz Acılar İçinde İsyan Ediyor...

Genel Haberler 03.08.2021 - 12:31
nhnakademi.com

Her gün yeni bir yerde ortaya çıkan orman yangını haberleri ile uyanıyoruz. Bunu bu coğrafyada ilk kez yaşamadık; gerçek anlamda önlem alınmaz ve bu açgözlülük devam ederse bu felaketleri her zaman yaşayacağız. Bu son orman yangınları ve doğa kirliliği insan eliyle tüm ekolojik sistemi nasıl da bitirdiğimizi gösteriyor.

Nefes almıyoruz daha doğrusu alamıyoruz!

Yaşanan bu yangınlar, seller, depremler ve doğal afetler aslında bir fikir oluşturuyor. Yani doğanın dengesinin açgözlü olan insan eliyle ne kadar da bozulduğunu gösteriyor.

Son dönemde ortaya çıkan yangınların tek başına Türkiye'de olmadığını da görüyoruz. Her yıl benzer tabloyu yaşıyor ve gözlemliyoruz. Bu yangınlarda doğaya karşı aç gözlülüğün ve iklim değişiklilerine neden olan hava kirliliğinin baş aktör olduğunu düşünüyorum.

Her yıl Avustralya’da, Amazonlar’da şimdi Türkiye'de ve nerdeyse tüm Akdeniz ve Ege'nin güneyinde ormanlar yanıyor. Türkiye başta olmak üzere Avrupa'da da Akdeniz havzasında ormanlar yanıyor. 

Orman yangınlarının en büyük  nedeni insan eliyle ekolojik dengenin bozulması diye düşünüyorum. Doğaya karşı bu kadar sorumsuzca yaşamanın bedelini her geçen gün daha da ağır ödüyoruz. Her seferinde ‘’bir kundaklama mı acaba?’’ deniyor. Tabi ki bunlar da araştırılmalı ancak öncelikle doğaya karşı biraz daha sorumlu olmamız gerekmiyor mu?

Türkiye’den ve dünyadan gelen orman yangınlarını izlemeye hiçbir vicdan dayanmıyor. Ben bu sorumsuzluğa tahammül bile edemiyorum. İzleyemiyorum görüntüleri! Türkiye’de son 15 yıl içinde her akan suyun birilerine peşkeş çekildiği, ormanların rant uğruna turizm, maden ve altın arama adı altında talan edildiği, her yangından sonraki arazilerinin birilerine peşkeş çekildiği sıkça konuşulan ve yazılanlar arasında yerini alıyor.

Orman yangınlarının nedenini uzakta aramaya gerek yok. Çevre kirliliği ve iklim değişikliklerini oluşturan nedenlere baktığımızda fosil yakıtları, maden, mermer, altın ve diğer kaynakları elde etmek adına yapılan talan, doğal akan tüm suların birilerine peşkeş çekilerek yapılan HES’ler ve hiç durmadan doğaya zarar veren insan... İnsan eliyle, devlet teşvikiyle, büyük vaatler ve sorumsuzlukla ekolojik ortamı yani iklimi biz değiştiriyoruz ama sanki iklim krizi hiç yokmuş gibi yaşamaya devam ediyoruz.

Türkiye'deki orman yangınlarının büyük bir kısmının insan etkisiyle çıktığı biliniyor. Bu kadar ekolojik dengesizliğin yanı sıra birilerine kazanç sağlamak adına yapılan yanlış imar kararları,  büyük kazanç elde etmek adına yapılan yanlış turizm politikaları, maden ve altın işletmeleri, bunları çıkarmaları esnasında oluşturulan kirlilik ve yer altı su kaynaklarının zehirlenmesi gibi pek çok neden sayabiliriz. Bu kadar çevresel kirliliğini insan eliyle bu hale getirmişken üstüne eklenen sıcaklık ve kuraklıkta orman yangınlarını ortaya çıkarmışken, insanımız canla başla bir araya gelip yangınları söndürmeye çalışırken, verdikleri maddi kayıpların yanı sıra kaybettiğimiz bunca doğal değerin yanı sıra, hayvan, bitki dokusu ve insan varken hala tarafgirlik ve ötekileştirme içinde insanımızı karşı karşıya getirmenin kazançlısı kim olacak?

Bu ülkenin mayasını görmek istiyorsanız Çanakkale’de gözünü kırpmadan M. Kemal Atatürk’ün emriyle ‘’size ölmeyi emir ediyorum’’ derken gözünü kırpmayan ve kurşunların önüne siper olan şehitlerin kimler olduğuna bakmanızı öneririm.

Son zamanlarda Türkiye'deki her gün tanık olduğumuz ve canımızı yakan yangınlar, kuraklık ve aşırı sıcağın birleşmesiyle ortaya çıkıyor. 

Sorunu gerçekten çözmek mi istiyorsunuz?

Doğaya verilen zararı hemen durdurmanız lazım. Şuursuzca betonlaşmayı, kontrolsüz maden aramalarını ve su kaynaklarını ona buna peşkeş çekmeyi durdurmanız lazım. Orman yangınlarını durdurmanın en kritik yaklaşımı kuraklığı durdurmaktan geçer.

Peki Türkiye'de kuraklığı engelleyebilir misiniz?

Bunun tek bir çözümü var. Çevre kirliliği ve iklim değişikliği ile bilimsel yol doğrultusunda bir an önce doğaya saygılı olmamız ve doğayı korumak konusunda her kesimi adam akıllı bilgilendirmemiz gerekiyor.  Türkiye’nin tüm yer altı kaynaklarını birilerine peşkeş çekmeyi bırakmanız ve bu kişilerin doğaya verdikleri zararları tespit edip onarılmasını sağlamanız gerek. 

Kısaca bu orman yangınlarını engellemenin altın kuralı insan eliyle yaratılan çevre kirliliği ve iklim değişikliği ile mücadele etmektir. Çevre kirliliği ve bunun sonucu ortaya çıkan iklim değişikliği ile mücadele etmeyip bir yandan fosil yakıt temelli politikalarınızı aynı şekilde sürdüreceksiniz ve orman yangınlarını söndürme konusunda gözümüzü boyayacaksınız.  

Çevresel kirlenmeyi düzeltmeden sıcaklıkları kontrol altına alamazsınız!

Açgözlüğünüzle duyguları sıfırlamaya yönelik politikalarınızdan vazgeçmeden ve yarattığınız hasarı onarmadan başarılı bir önlem politikası yürütmezseniz.

Kuraklık bir kader değildir!

İnsan eliyle yarattığınız ve doğaya verdiğiniz zararın bir fiil faturasından başka bir şey değildir yaşadığımız bu kuraklık. Zaman kaybetmeden sadece sözlerle değil, sadece yayınlanacak olan KHK değil, gerçek bir çevre ve iklim bilinci bu konuda emek vermiş olan insanları yönetici olarak atayıp, liyakatle mücadele ile ancak mümkün olacaktır.  Ne olur bu konuda doğru insanlarla çalışın...

 

DİĞER HABERLER