< Geri

Önemli bir bozucu alan : Sezaryen Skarı
Tüm gebeler kanıta dayalı bilgiler ışığı altında doğum ve kendi durumları hakkında bilgilendirilmelidir.

Uzm. Dr. Burcu Kaner Soylu
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı
21:39 29-Dec-2020
NHN AKADEMİ


Tüm gebeler kanıta dayalı bilgiler ışığı altında doğum ve kendi durumları hakkında bilgilendirilmelidir. Sezaryen endikasyonları, operasyonun risk ve yararları ile sezaryanın daha sonraki doğumlar üzerine olan etkileri anlatılmalıdır. Genel olarak sezaryen vajinal doğumun güvenle tamamlanmasının mümkün olmadığı durumlar söz konusu ise veya vajinal doğum ile birlikte maternal ve veya fetal morbidite ve mortalitede belirgin artmış risk varsa uygulanır.

20 yıllık hekimlik pratiğim boyunca sezaryen ameliyatı geçirmiş hastalarım devamlı cerrahi sonrası bazı şikayetlerinin geliştiğinden yakınmıştır. Sezaryen ameliyatı geçirmiş hastalarda neden bazı yakınmaların gelişmiş olduğunu ve bu yakınmaların tedavisinin nasıl olması gerektiği konusunda sizlere bilgilendirme yapmaya çalışacağım.

Öncelikle sezaryen kesisini anatomik olarak tarif edelim. Deri insizyonu, anterior superior iliak dikenlerin seviyesinin 3 cm altında, kesi uzunluğu 10-15 cm şeklinde olacak şekilde düz bir hat şeklinde yapılır.

Sezaryen kesi hattı Geleneksel Çin Tıbbı ve Nöralterapi açısından çok kıymetlidir. Akupunktur ve Nöralterapiye sırasıyla kısaca değinelim.

Geleneksel Çin Tıbbı’nda vücutta chi olarak isimlendirilen enerji dengesi sonucu sağlık oluşmaktadır.  Hastalık bu enerji dengesi bozulduğunda gelişir. Vücudumuzda 365 adet akupunktur noktasının üzerinde bulunduğu 12 adet çift ve 2 adet tek meridyen denilen enerji kanalları bulunmaktadır. Akupunktur derin doku ve organlarındaki patolojiyi, ağrıyı, fonksiyon bozukluğunu ortadan kaldırma amacıyla deri üzerinden, meridyenler üzerinde bulunan tespit edilmiş 365 noktanın uyarılması esasına dayanmaktadır.

Bu yaklaşımda sezaryen kesi hattı üzerinden geçen meridyenler cerrahi müdahale sonrası fonksiyon bozukluğu geliştirmektedir.

Kısaca bu merdiyenlere ve ilişkili olduğu yakınmalara göz atalım.

1.KARACİĞER/LİVER MERİDYENİ: Bu meridyendeki sorunlar bel ağrısı, göğüste dolgunluk hissi, kusma, kas eklem zayıflığı, enerji eksikliği, glokom, uzun süreli baş ağrıları, yüksek kolesterol, uyku bozukluğu, premenstrüel sorunlar, öfke kontrolünde sorunlar ve ince-çabuk kırılan tırnaklara yol açabilir.

2.BÖBREK/KİDNEY MERİDYENİ: Bu meridyendeki sorunlar el ayak üşümesi, ağız kuruluğu, diz ağrısı, boğaz ağrısı, düzensiz menstruasyon, cinsel organ hastalıkları, ayak sorunları, egzema-akne-sivilce gibi cilt sorunları, işitme zorluğu, göz ve kulak sorunları gelişebilir.

3.ÖN ORTA KANAL/REN MERİDYENİ: Bu meridyendeki sorunlar adet kanama bozuklukları ve cinsel organ hastalıklarına yol açabilir.

4.MİDE/STOMACH MERİDYENİ: Bu meridyendeki sorunlar ülser, fıtık, gastrit, boyun tutulması, çene ağrısı, diz ve kalça ağrıları, boğaz şişmesi ve baş ağrısına yol açabilir.

5.DALAK PANKREAS/SPLEEN MERİDYENİ: Bu meridyendeki sorunlar şeker hastalığı, hipoglisemi, anemi, alerji, sırt ağrıları, yorgunluk, karın bölgesinde ağrı ve şişkinlik, bacak-diz-kalça ağrılarına yol açabilir.

Bu yakınmalar Geleneksel Çin Tıbbı bakış açısı ile meridyen enerjisinin /qi akışının kesi sonrası bozulması sonucu ortaya çıkmaktadır.

Bu sorunların çözümü ise nöralterapi üzerinden gerçekleşebilmektedir.

Öncelikle nöralterapi bir regülasyon/DÜZENLEME tedavisidir. Doku perfüzyonunu/dolaşımını normale döndürmek için sempatik afferent ve efferent liflerin uyarılması üzerinden tedavi edilmesi anlamına gelir. Böylece vazomotor sistemin normalleşmesine bağlı olarak organların, kasların ve eklemlerin somatik sinir sistemi dahil olmak üzere kapsül, ligaman işlevleri normale döndürülür ve diğer faydaları yanında hastanın ağrılarından kurtulması sağlanır. Sempatikler, parasempatikler, kafa çiftleri ve somatik sistem bağlantılarıyla her bölgenin çok katlı innervasyonu söz konusudur.

Nöralterapide tedaviye direncin zemininde bozucu alanlar mevcuttur. Bozucu alan bedenin herhangi bir yerinde bulunabilen ve uzak etkiler yaratan sorumlu vücut bölgeleridir. Yaralar, nedbe dokuları, inflamatuar süreçler kronik nonspesifik, az semptom veren veya hiç semptomsuz olan odaklardır. Bedenin kendi mekanizmaları ile düzeltilemezler. Bozucu alanlar ortadan kaldırılmadığı sürece etkilediği uzak organ problemleri de devam eder. Bozucu alan kronik bir uyarıya neden olur ve kronik uyarılar düzenli bir şekilde yayılırlar. Vücutta oluşan bütün stresler vücut tarafından kompanze edildiği sürece herhangi bir sorun ortaya çıkmaz. Kompanze edemeyen beden ise hastalanır. Vücutta artan yüklenmeler kompenzasyon sınırını aşabilir. Zamansal ilişki ile sezaryen ve gelişen yakınmalar üzerinden tanı konabilmektedir.

Her hastalığın değerlendirilmesinde 3 ALTIN KURAL akılda tutulmalıdır.

1.Her kronik hastalık bozucu alan kökenli olabilir.

2.Her hastalık veya yaralanma geride bozucu alan bırakabilir.

3.Bütün bozucu alan hastalıkları sadece bozucu alanın devre dışı bırakılması ile iyileştirilebilir.

Nöralterapide sezaryen temel olan bir vuruştur, birincil vuruşun oluşturduğu uyarının devamlılığı nedeniyle patolojik uyaran birikir. Vücutta oluşan tüm zararlı yüklenmeleri anlatmak amacıyla fıçı söylemi nöralterapide kullanılır. HERKESİN FIÇISI AYRIDIR ve bu fıçı farklı nedenlerle dolar.  Fıçının dolması sonucu İkinci vuruş bedeni dekompanze hale getirerek semptomu ortaya çıkarır.

Bozucu alanın prokain enjeksiyonu ile devre dışı bırakılması ile uzak bölgedeki semptom ortadan kalkabilir.

Tüm bu tıbbi bilgiler sonrasında sezaryen cerrahisi akabinde gelişen yakınmalarınız sizin pencerenizden sizi dinlemeyi öğrenmiş, sizi ve sizin yakınmalarınızı olduğu gibi görmeyi ve kabul etmeyi bilen nöralterapi uzmanları tarafından etkin şekilde değerlendirilip, yakınmalarınızın uygun tedavisi düzenlenecektir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI