< Geri

Boyun Kaynaklı Baş Ağrısı (Servikojenik Baş ağrısı)
Boyun bölgesindeki kas,kemik,  ligaman, eklem ve yumuşak dokulardan kaynaklanan, genelde başın arkasında veya bir yarısında hissedilen ağrı, servikojenik baş ağrısı olarak bilinir.

Uzm. Dr. Aziz Denli
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı
12:27 19-Jan-2021
NHN AKADEMİ


Anatomistler insan omurga sistemini, servikal (boyun), torakal (sırt), lomber (bel), sakral  ve koksiks (kuyruk sokumu) olarak beş bölgeye ayırmıştır. Her bölge, bulunduğu yer, bölgesel komşulukları, etkilediği veya beslendiği damar-sinir sistemlerine göre farklı farklı klinik tablolara neden olabilmektedir. 

Servikal bölge belki de bunların içinde en farklı olanıdır ve oldukça geniş bir yelpazedeki klinik bulgulara neden olabilmektedir. Toplamda yedi omur kemiğine sahip olmasına rağmen anatomik olarak  üst, orta ve alt servikal bölge olarak üç parçaya ayrılmıştır. Her bir bölgedeki rahatsızlıklar ötekinden çok farklı şikayetlere neden olabilmektedir. Örneğin üst  servikal  bölge rahatsızlıklarında baş ağrısı (servikojenik baş ağrısı), migren, baş dönmesi, görme kusuru, işitme problemleri, yutma güçlüğü ve hatta düşüncede durgunluk ve dağınıklık gibi enteresan bir klinik tablo ortaya  çıkarken, orta servikal bölge rahatsızlıklarında daha çok terleme, çarpıntı, taşikardi gibi vejetatif semptomlar ortaya çıkar. Alt servikal bölge rahatsızlıklarında ise daha çok omuz ve kola yayılan ağrılar (radiküler ağrı) ortaya çıkmaktadır.

Görüldüğü gibi servikal bölge kliniği çok renkli bir tablo sergilemektedir. Oysa torakal,  lomber bölge bu kadar geniş ve zengin kliniğe sahip değildir. Dolayısıyla servikal bölge kliniğine hakim olmayan hekimler  farklı tanılar koyarak rahatsızlığın teşhisini de, tedavisini de  hem uzatır hem de daha karmaşık hale getirir. örnek vermek gerekirse, gecenin bir yarısında, terleme, mide bulantısı, sol kolda ağrı, çarpıntı gibi şikayetler ile acil polikliniğine başvuran bir hastanın asıl probleminin belki de bir boyun fıtığı veya boyun eklemlerinden kaynaklı bir sinir sıkışması olduğunu veya aynı acil servise gecenin aynı saatinde şiddetli baş dönmesi, başın bir yarısında ağrı, kulak çınlanması ve depresyon ile getirilen hastanın probleminin bir boyun ekleminin, örneğin C2 faset ekleminin blokajı olabileceğini, kaç FTR uzmanı, acil uzmanı,  kardiyolog, nörolog  veya beyin cerrahı bilebilir?

Konu başlığımız ‘’servikojenik baş ağrısı’’ olduğuna göre biraz da bu klinik tablo üzerinden bu karmaşık gibi görünen semptom  çeşitliliğinin bilimsel temeline inmeye çalışalım.

Ünlü bir İngiliz noroloğun şu veciz cümlesi çok anlam içermektedir. Diyor ki ‘’kim ki  ağrıyı olduğu yerde arıyorsa, o baştan kaybetmiştir!’’. Nöroanatomiye, fasya sistemine ve otonom sinir sistemine biraz vakıf olan herkes, 60-70 yıl önce söylenmiş bu sözün ne kadar anlamlı olduğunu çok iyi bilir!

Ağrı Nedir?

Uluslararası Ağrı Araştırmalar Derneği (IASP) ağrıyı şöyle tarif eder: ’Ağrı,  vücudun herhangi  bir  yerinden başlayan, organik bir nedene bağlı olan veya olmayan, kişinin geçmişteki deneyimleri ile ilgili, sensöriyal,  emosyonel, hoş olmayan bir duygudur’’.

Aslında ağrı, kişiyi doktora götüren önemli bir alarm sistemidir. İnsan beyni bedende oluşan bir sıkıntıyı bir şekilde ağrı gibi nahoş bir duygu ile kişiye uyarıda bulunmaktadır.

Servikojenik Baş Ağrısı Nedir?

Boyun bölgesindeki kas, kemik, ligaman, eklem ve yumuşak dokulardan kaynaklanan, genelde başın arkasında veya bir yarısında hissedilen ağrı, servikojenik baş ağrısı olarak bilinir. Servikojenik baş ağrısında  tıpkı migrende olduğu gibi, ağrı ile birlikte bulantı, fotofobi (ışıktan rahatsızlık), fonofobi (sesten rahatsızlık), baş dönmesi, aynı tarafta görme bozukluğu benzeri semptomlar bulunabilir. Ancak ağrı zonklayıcı ve batıcı bir karakterde olmaz ve migren kliniği kadar şiddetli değildir.

Basit Bir Eklem Blokajı Deyip Geçmeyin!

 Özellikle üst servikal faset eklem blokajları (C1-C2) bu rahatsızlıkta çok sık görülmektedir. Bu durumda genellikle aynı tarafta çene ekleminde de (TME) blokaj ve kısıtlılık oluşmaktadır. Bu iki mekanik olay komşu sinirleri (özellikle oksipital major ve minör sinirlerini) bası altında tutarak bölgesel kasların beslenmesini bozabilir. Suboksipital kas grubu, trapez üst parçası ve çiğneme kasları en çok etkilenen kaslardır. Kasın innervasyon ve beslenmesi bozulduğunda miyofasiyal tetik nokta (trigger point) dediğimiz hipoksik alanlar ortaya çıkar, kasın boyunu kısaltır, kasın yapıştığı kemikte bir gerilime, altından geçen sinir ve kan damarına baskı uygulayabilir. Oluşan bu trigger noktalar (beslenmesi bozulmuş hipksik kas alanları) sayılan bu mekanik etkileri yanı sıra, kasın her alanını saran sempatik sinir ağı ve faysa sistemi üzerinden daha uzak alanlarda (örneğin suboksipital kaslardan kaynaklı bir tetik nokta kafatası tepe noktasında, trapez kasından kaynaklı ise aynı taraftaki gözün çevresi, alın, kulak arkası ve ense kökünde) yansıyan ağrılara neden olabilir. Sorun çözülemez ise aynı sinirin beslediği başka organlarda disfoksiyonlar ortaya çıkar. Örneğin troid bezimiz, bademciklerimiz (tonsillerimiz), kulağımız ve hatta diafragmamız etkilenir. Olay biraz daha kronikleşirse  diafragma kasının irritasyonu ve az çalışması nedeni ile nefes alış verişimiz etkilenecek, daha az oksijen alacak ve akciğer kapasitemiz azalacak, bir şekilde kalbi saran zar (perikard) etkilenecek, kalbin çalışması etkilenecek adeta sıkışacak, daha çok kan pompalamaya çalışacak taşikardi çarpıntı, nefes darlığı derken günün birinde bardağı taşıran bir başka damla nedeni ile panik atak ortaya çıkacaktır.

Evet, aynen öyle olacak! Basit bir eklem blokajından sonra tüm bunlar da mı olur demeyin. Hatta daha fazlası da olabilir!...

Tedavisi zor mu?

Fizik tedavi başta olmak üzere, masaj, mobilizasyon ve manipülasyon uygulamaları ve nöralterapi servikojenik baş ağrısı tedavisinde başarılı bir şekilde uygulanmaktadır.

Özellikle faset ekem blokajlarının tedavisinde, mobilizasyon ve manipülasyon teknikleri ile birlikte uygulanacak nöralterapi son derece etkilidir. Bu tedavi şekliyle, yılların getirmiş olduğu ve bir kör düğüme dönüşmüş rahatsızlığı çok hızlı bir şekilde çözme şansına sahip oluruz.

Fizik tedavi ile sonuç alınamayan ve ciddi sinir ve omur basısı yapan bir disk hernisi ise cerrahi endikasyon açısından bir beyin cerrahına yönlendirilmelidir.

Sonuç olarak; İngiliz nöroloğun dediğine kulak verip, ağrıyı başka yerlerde arayıp asıl kaynağına ulaşabilirsek, hastayı bir bütün olarak değerlendirip kişiye özel reçeteler hazırlarsak yüz güldürücü sonuca bir adım daha yaklaşırız.

Dr. Aziz DENLİ

e-mail: [email protected]

Özel Medicana İnternational Ankara Hastanesi/ANKARA

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI