< Geri

Fizyoterapi ve Rehabilitasyonda Fasiyal Distorsiyon Model Uygulaması
Fasiyal distorsiyon modeli (FDM), hemen hemen her kas-iskelet hasarının (ve ayrıca birçok nörolojik ve tıbbi durumun) altta yatan etiyolojisinin, vücudun konnektif dokularındaki (fasiyal bantlar, bağlar, tendonlar, retinakula vb.) altı spesifik patolojik değişikliğin bir veya daha fazlasından oluştuğu düşünülen anatomik bir perspektiftir.

Fzt. Uğur Durmaz
Fizyoterapist
15:44 18-Mar-2021
NHN AKADEMİ


Bu model sadece şaşırtıcı bir şekilde etkili manipülatif tedavilere izin vermiyor, kas çekmeleri, kırıklar ve donuk omuz gibi çeşitli rahatsızlıklara yönelik tedavilere de olanak tanıyor. Ayrıca tedavideki sonuçları objektiftir, ölçülebilirdir ve tedaviye cevap hemen ortaya çıkabilir. Klasik tıptaki tedavilerden farkına bir örnek vermek gerekirse; hasar gören bağların iyileşebilmesi için burkulan bir ayak bileğinin dinlendirildiği ortopedik modelin aksine, FDM yaklaşımında kapsül, ligamentler veya çevre fasyanın spesifik anatomik bozulmaları fiziksel olarak tersine çevrilir. Hastanın ağrısı kalmadığında ve bağımsız hareket edebildiğinde ortopedik reçetelere ( dinlenme, buz, kompresyon, elevasyon, antiinflamatuvar ilaçlar, splint, kanedyen vb.) gerek kalmaz. FDM bozulan fasyal yapıların eski haline döndürülmesi gerektiğini ifade eder.

FDM'nin manipülatif uygulamasında anlamlı bir teşhis için her yaralanma belirli modeller üzerinden düşünülür ve anlamlı bir tanı oluşturmak için öznel şikayetler, beden dili, yaralanma mekanizması ve objektif bulgular bir araya getirilir. Altı ana fasiyal distorsiyon tipi vardır. Bunlar;

Triggerband - bozuk bantlı fasyal doku,

Herniated (Fıtıklaşmış) Tetik Nokta- Fasiyal düzlemden anormal doku çıkıntısı,

Kontinium (Sürekli) Distorsiyon- bağ, tendon veya diğer bağ dokusu ve kemik arasındaki geçiş bölgesindeki değişimler,

Folding Distorsiyon- fasiyal düzlemin üç boyutlu değişimi,

Silindir Distorsiyon- silindirik fasiyal halkaların üst üste binmesi ,

Tektonik Fiksasyon- fasiyal yüzeylerin kayma kabiliyetindeki değişikliktir.

FDM yaklaşımına göre ağrının kaynağı nedir ve bu yaklaşıma göre tedavinin asıl hedefi ne olmalıdır?

Modern tıp pratiğinde, ağrı sürekli olarak enflamasyon ile ilişkilendirilir. Yaralanma, tendinitler, burkulan bir ayak bileği veya romatoid artrit olsun çoğu kas-iskelet yaralanmasının rahatsızlığının altında yatan nedenin şişlik veya enflamasyon (özellikle travmatik inflamasyon) olduğu varsayılır. Bu nedenle, kas-iskelet sistemi yaralanmalarında enflamasyonu azaltmak ve böylece ağrıyı azaltmak veya hafifletmek için neredeyse her klinik karşılaşmada doktorlar tarafından anti-enflamatuar ilaçlar reçete edilir. Ve benzer bir şekilde; damarların, kırık kemiklerin ve yırtık bağların ağrının kaynağı olduğu söylenir. Bu yaralanmalara iltihap eşlik ettiğinden, mevcut tedavi standardı steroidal olmayan anti-enflamatuar ilaçların (NSAID'ler) reçete edilmesini içerir. Ancak, FDM'de iltihaplanma, kırık kemikler ve yırtılmış bağlar MINOR ağrı üreticileri olarak kabul edilir. Bunun yerine, fasiyal bozulmaların ağrının birincil jeneratörleri olduğu ileri sürülmektedir. Bu nedenle, bozulmalar düzeltildiğinde, yaralı uzuv veya vücudun diğer parçaları artık acımaz çünkü MAJOR ağrı üreticileri "fasiyal bozulmalar” ortadan kalkmıştır.

Tendinitler, burkulan bir ayak bileği, kırık veya diğer yaralanmaların fasiyal distorsiyon modeliyle tedavisinde ağrının ortadan kalkması (veya en azından büyük ölçüde azaltması) beklenir. Ama tedavinin amacı bu değildir. Tedavinin amacı fasyal distorsiyonları düzeltmekdir.

FDM tekniklerinin en yaygın yan etkisi, tedavi sırasında ağrıdır (tetik bandı ve kontinium distorsiyon tekniği ve fıtıklaşmış tetik noktası tedavisi ile tedavi süresinin yüzde 100'üne yakınında, silindir, folding ve tektonik tekniklerde daha azdır). Eritem (kızarıklık) tetik bant tekniğinde ortaya çıkar. FDM tedavilerini takiben ağrı ve hassasiyet değişkendir. Bazı hastalar birkaç gün boyunca oldukça ağrılıdır, bazıları değildir. Morarma en sık ilk birkaç kronik ağrı tedavisinden oluşur ve geçicidir. Uygun şekilde uygulandığında FDM’nin çok az yan etkisi vardır.

Kontraendikasyolar: Anevrizma, artrit, arterioskleroz, açık yaralar, kanama bozuklukları, kemik iliği iltihabı, kemik kırıkları, flebit, kanser, selülit, gebelik (karın veya pelvis tedavisi), ödem, hematomlar, cilt yaraları, enfeksiyonlar, damar hastalıkları…

Halk arasında yaygın olan spinal stenozda (kanal daralması) FDM uygulamalası

Lomber spinal stenoz belirtileri (spinal kanal daralması) genellikle kalça, uyluk ve bacak ağrılarını içerir. Rahatsızlık ambulasyon, yanlış egzersiz veya lomber lordoz ile artar. Risk altındaki kişiler kanalın lateral girintileri veya omuriliğin ön-arka boyutlarında azalma olan kişilerdir.

FDM' de birincil tedavi yaklaşımı, omuriliği veya çevresindeki yapıları daraltan (doğrudan veya dolaylı olarak) paravertebral fasyayı anatomik olarak açmaktır. Tipik olarak, spinal stenoz hastaları maksimum iyileşme için gerekli olan 5 ila 15 seans ile haftada üç kez tedavi edilir. Tetik bantlarının, özellikle arka uyluk yolunun ve yan uyluk yolunun sıklıkla eşzamanlı olarak mevcut olduğu için folding teknikleri başlatılmadan önce düzeltilmesi gereklidir. Kalıcı kalça veya uyluk ağrısı olan hastalar için hareketle cupping kullanılabilir.

Rehabilitasyonda FDM’nin yeri

Rehabilitasyon hedefleri genelde; hareket modellerini restore etme veya yenilerini oluşturma, zayıf kasları güçlendirme, günlük yaşam aktivitelerini değerlendirme ve en üst düzeye çıkarma üzerine kuruludur. FDM ile rehabilitasyonun ilk aşamalarında fasiyal bozulmaları / kısıtlamaları ortadan kaldırarak rehabilitasyon hedeflerini hızlı ve sağlıklı bir şekilde sürdürebiliriz.

Fizyoterapist Uğur DURMAZ

YAZARIN DİĞER YAZILARI